“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

19 Temmuz 2017 Çarşamba

Bilim insanları + Prof'lar ! / Kazım Memiç

            Bu da nasıl BAŞLIK  diyenler olacaktır elbet. Diyeceksiniz ki, “Prof'lar zaten bilim insanıdır. Onlar üniversitelerimizde bilim üretirler. Onlar ülkenin her yönden aydınlanmasını sağlayan, kendilerini toplumunun mutluluğuna adayan insanlardır.” Ben de öyle düşünüyordum; öyle de olmalıydı.
           
          Ülkemizde 200'e varan üniversitemiz var. Her üniversitenin birer REKTÖRÜ, her fakültenin birer DEKANI, her bölümde sayısı binleri bulan Prof'ları var.  Bir bu kalabalığa bakıyorum, bir de ülkemizin görünümüne.

          Her yıl binlerce gencimiz bu üniversitelerden diploma alıyor. Meslek sahibi oluyorlar. Söyleyebilirler mi bize, "Yetiştirdiklerimiz kendi alanlarında iş buluyor ve gençlerimiz mutlu," diyemezsiniz, çünkü  siz Prof'lar ülkeye ışık olamıyor, siyasilere yön veremiyorsunuz. 
   
         Bilim insanı, insanlığa yol gösterendir. Yanlışı söylemek topluma borcudur.  Yok mu yol gösteren? Elbette var. Onları ayrı tutarak ve önlerinde saygı ile eğilerek diyorum ki, çoğunuz bilim üretmek için değil, statü kazanmak için Prof'luğa ulaşmak istiyorsunuz. Elde ettiğiniz titrin ne yazık ki hakkını veremiyor, çocuklarımıza, ülkemize bilmeden (mi)  ihanet içindesiniz.

         Söylemek zorundayız. Vicdanınıza bir sorun hele, yanlış gördüğünüz halde sustuğunuz yok mu?  Yurdumuz insanlarının daha mutlu olması  yönünde kimlere kılavuz oldunuz? 

          Atatürk Dönemi'nin heyecanı ile dolu insanlar ülkenin temel gereksinimleri yanında uçak fabrikası bile kazandırmışlardı ülkemize. Şimdinin yüzlerce Üniversitesi, bize ve dünyaya ne kazandırabiliyorsunuz? Eğer, siyasiler önünüzü kesiyorsa, neden dik durup yanlışları kamuya açıklayamıyor, susuyorsunuz?  Eğitimde, bilimde neden hala dünyada son sıralardayız?

         Siz Prof'lar, ülkenin birikimleri özelleştirme adıyla dağıtılırken neden sustunuz? Özelleştirmelerden az da olsa gelen kaynakların yeni yatırımlara yönlenmesinde neden topluca sesinizi yutar oldunuz? Yeraltı kaynakları yabancılara aktarılırken sizler, yarınlar için önerileriniz yok muydu? Ya da bilimsel karşı koyuşunuz yok muydu? 

        Sizler, kendi geleceğiniz için susan bilim oyuncuları, torunlarınız için neler çoğaltıyorsunuz? Tezleriniz " orijinal mi?"  Yoksa bir yerlerin emeğinden alıntılarla mı?  Orijinal ise, neden uygulamalarda yeniliklerle ülkemiz insanlarının yüzü bir türlü gülmüyor?  Bilim yolculuğunda bayrağı tutan sizler değilseniz, nesiniz söyler misiniz?

          Sizler, siz Rektörler, Dekanlar, Bölüm Başkanları  ve amfilerde boy gösteren Prof'lar!..Gençlerimize ezberlettiğiniz bilgileri geri getirince verdiğiniz cafcaflı diplomaların sonradan hiç işe yaramadığını görmüyor, ya da onların boşlukta kaldığını görmek mi istemiyorsunuz? 

           Sizler, saydığım saygıdeğer insanlar, ülkemiz demokrasiden koparak, tek adam yönetimine evrilirken, sizlerde hiç mi bilim hakkı söz söyleyebilme gücünüz yoktu?  Sizler, bir ülkede "tüm yetkilerin tek elde toplandığı rejime DİKTATÖRLÜK" dendiğini de mi bilmiyorsunuz?  Biliyorsanız ( ildiğinizi biliyorum) neden bilimin hakkını veremiyorsunuz? Yoksa "Bana dokunmayan bin yaşasın" havasında mısınız. Gemi batarken sizin kamaranızın konforlu olması sizi kurtarır mı sanırsınız?

           Demokrasiyi sınıflarda, amfilerde öğrencilerinize aktarırken, yüksek perdeden bilim satarken çıkardığınız ses tonunu, bu ülkenin rejimi değiştirilirken cılız da olsa neden ünleyemiyorsunuz ? 

           Sizler, pozitif bilimciler, sosyal bilimciler halka hiç mi borcunuz yok?  Sizi bu ülkenin yoksul insanları okutmadı mı?  Onlara karşı bir vicdan borcunuz da mı yok? Bu denli mi aldırmaz, ya da bencilsiniz? 

           "YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ" ilkesinde birleşen biz Türkiye sevdalıları için erklileri neden uyarmıyorsunuz?  Dünya görüşünüz midenize ulaşan yolla mı ölçülüyor diyecek oluyorum, utanıyorum!

           Sizler, yetiştirdiğinizi sandığınız gençler intihar ederken üzülüyorsunuz elbet. "İş Bulma Kurumu" da değilsiniz ama, iş olanakları sağlayacak bilim üretme de mi sizden uzak, neden eğitim veriyorsunuz? Salt zevk için eğitim alan insanlar ülkesi miyiz biz? Üniversitelerde bilim üretmeyecek de balıkçı tezgahlarında, kahve köşelerinde  baba parasıyla çay içenlere mi kıvrak olacaksınız. 
           Bir ülkenin dünyadaki yeri ürettiği bilim ve sanatla ölçülür.  Sizler, bilim kurumlarının başına ilgisizler atanırken, eğitimde düşünme ötelenir, eleştiri yoklara giderken, sanat kurumları kaldırılırken, karanlığa giden bu yolun yanlışlığına neden frenleyici olamıyorsunuz?  Şimdi Cumhuriyetin kültür birikimleri sırada. Sarı öküz gittikten sonra gerisi kolay gelir düşüncesiyle şimdi de "DEVLET  TİYATROLARI, DEVLET OPERA VE BALESİ, DEVLET SENFONİ ORKESTRALARI, DEVLET  HALK DANSLARI TOPLULUKLARI" başta olmak üzere 52 Sanat Kültür Kurumu kapatılma aşamasına gelindi. Sizler ne düşünüyorsunuz? "Sıra bana gelmedi" mi diyeceksiniz? Koltuklarınıza sizi hangi yapışkanla yapıştırdılar ki  "dut yemiş  bülbül " kesildiniz?

            Ülke çocukları ilkokuldan itibaren ter dökerek, velilerin bin bir çilesi ile size ulaştırdığı çocuklarının emeklerini görmek istemeyenlerin, Suriyeli gençlere sınırsız - puvansız üniversiteye kayıtları yaptırılırken bu eşitsizliği içinize nasıl sindirirsiniz de hiç ses etmezsiniz?  Yurdumun yoksul çocuklarına 425 tl burs verilirken, Suriyelilere (karşılıksız) 1200 tl 'ye varan bursların verilmesi sizi hiç mi rahatsız etmiyor?
             
           Sevgili Prof'lar, UYANIN BİRAZ.

           Güneş hep aynı yerden doğuyor ama insanlara aynı mutluluğu vermiyor. Sizler, bilim adına yola çıkan sizlerin sorumluluğu, devlet Erkin'i ellerinde tutan sorumsuz davrananlara, BİLİMSEL DÜŞÜNCENİN DOĞRULARINI HATIRLARMAK, uyarmak - yol göstermek değil mi ?
            Cumhuriyetin BİLİMSEL EĞİTİMİ bitirildi. Bir Bakan, "Millet olarak Arap aslımıza dönmeliyiz(!)" dediğinde, "BU MİLLET ARAP DEĞİLDİR, (tok sesinizle) BU MİLLET TÜRKTÜR" diyemediğiniz için sizi ayrıca kınıyor olmam ağır bir eleştiri midir?

            Politikacılar yanlış yapar. Hatta zümresel çıkarları için bilerek de yanlış yapar. Sizler bilim insanısınız. Yanlışlara hakkınız yoktur.  Yaparsanız yanlışı, bilim sizin titrinizi afişe eder. Sizin bilerek yanlış yapmaya hakkınız değil, haddiniz de olamaz. Yetişmenizde bu yoksul ulusun dişle - tırnak arası kazancının harcı var.

           Türkiye'nin bütünlüğü ancak kenetlenmekte sağlanır. Bıçağın kemiğe dayandığı anlar vardır. Ülkemizin gerçek gündemi VAR OLUŞ KAVGASIDIR. Parçalara ayrışırsak kolay lokma oluruz. Emperyalistlerin bu arzularını  önce sizler görmek ve halkı uyarmak görevinde değil misiniz? 

           "EGEMENLİK VERİLMEZ ALINIR." 

           Böyle demişti Atatürk. Hiçbir ulus başka bir ulusa  ağam-paşam demez. Bu, ulus olmanın doğal yapısında vardır. Yine doğaldır ki herkes kendi tarlasının, bahçesinin daha verimli, daha onat, daha imrenilir olmasını ister. Bunu gerçekleştirmek için de çalışır da çalışır.

            İçinizde aymazların olduğunu sizler de biliyorsunuz. "Biz kurtuluş savaşı vermedik; Ege'deki şehitlikler sahte, keşke Yunan Ordu'su kazansaydı ..." Diyenlerin de isminde Prof'luk yok mu?  Bilim adına, tarih adına neden konuşmazsınız? Vatanı olmayanın Onur'u da yoktur. Dünya acımasızdır. Bunu güncellerde görmüyor musunuz?

            Batı emperyalizmi yüzyıllar Asya'da, Afrika'da, Amerika kıtasında, Avustralya'da yerli halkları sömürmekten öte, SOYKIRIMLAR YAPARAK demografik yapıyı değiştirerek egemenlik kurmadılar mı? Bu üstünlüğü bilim sağlamadı mı? Durum buysa, iki yüz üniversitemizde sizler ne yapıyorsunuz deme hakkımız da mı yok!

            Amerika'da Kızılderilileri düşünün, Güney Amerika yerlilerini düşünün. Hatta Avustralya yerlileri Aborjinleri düşünün. Topraklarını almaları yetmezmiş  gibi Afrika yerlisi siyahileri zorla götürüp köle yaparak yüzyıllarca kullandıklarını düşünün. Bu kaoslarda hep Batı parmağı var.
  
          Günümüz görünümünde ülkemizi bekleyen Batı kurgusunu bilmeyeniniz var mı?  Üç yüzyıllık planlar işlemekte. Kendilerini DÜNYANIN EFENDİSİ görenler çevremizi kalbura çevirirken , bunun toz ve dumanı içinde bizi de yutmak heveslerini göremeyenlerde bilimden kırıntı bulabilir misiniz. Sizler, düşünen ve toplumunu uyararak aydınlığa taşıyan insanlarsınız. Yoksa kendinizi maaşlı memur mu sanırsınız!

         Eğitim ülkelerin geleceği, yüz akıdır. Sizler kuramın en üst noktasında iş ve eylem sahibisiniz. EĞİTİM BİRLİĞİ YASASI artık gündemde değil. Devlet eğitimi özele havale ederken, bu keşmekeş içinde  gelecek nasıl kurulur, düşünmez misiniz hiç?

           Plansız bir eğitim var. Buna sizler "MİLLİ EĞİTİM" diyebiliyor musunuz?  Din Kültürü ve Ahlak derslerinin saatleri arttırılırken bilim-sanat dersleri budanıyor ve yeni bir düzenlemeyle "MUAMELAT ve UKUBAT" ünitesi ekleniyor. Bu derslerde şeriat düzeninin, bu düzende suç sayılacak eylemlere verilecek cezaları işleyen, recm, çok eşlilik, şeriate göre boşanma anlatılırken, sizler, LAİK BİR ÜLKEDE YAŞADIĞINIZI mı var sayıyorsunuz?

          Sizler, Eğitim Prof'ları, sizler Hukuk Prof'ları, var mısınız? Var olduğunuzu duyan, hisseden var mı, kendinize sorun hele. Size ulaşan gençlere neler anlatacak, nelerle onurlu bir dersin sözcüsü olacaksınız?  MUAMELAT VE UKUBAT. Dilde de Araplaşmaya gidilirken sizler, geometriye hendese, açıya zaviye, ... deyiverin gitsin öyle mi? Oldu olacak , UKTÜL-ÜT TÜRKE VELEVKANE EBBAK (öldür Türk'ü baban bile olsa ) söylemine sizler de katılın.

         Gençlerimize "AİDİYET DUYGUSU" veremiyorsunuz.. "Seccademi serdiğim yer vatanımdır" diyen bir nesil yetişiyor. Bu sonuçta sizin de payınız büyük. VATAN ve MİLLET kavramları üniversitelerde tamamlanır.  
         "ADALET" kavramını bile kişiye göre anlamlandıranlarınız var. Kimileriniz ülkemizde adaletin çöktüğü için yollara düşenlerle, gazete yazılarında alay edebiliyor Prof. Ahmet Şimşirgil gibi. Nasıl bir bilimdir ki EVRENSEL HUKUK yok sayılır, insanlar yargısız özgürlüğünden alınırken sizler susarsınız?

          Atatürk döneminde, sıfırdan kurulan devlet, dünyada onurlu bir yerde, saygınlıkla anılırken, 200'e varan üniversiteli hale gelen günümüzde Türkiye bilimde, siyasette, saygınlıkta neden sonlarda NAL TOPLAR DURUMUNA DÜŞÜRÜLDÜ.  Bunda KİŞİLİKSİZ BİLİM GÖRÜNÜMÜNÜN  payı ne kadardır dersiniz. Ey Prof'lar, söylediklerimde "SÜRÇÜ LİSAN YOK - ÜLKÜ LİSAN VAR". Biraz TÜRKİYE ÜLKÜSÜNDE  BİRLEŞİN. Başka bir Türkiye yok.  Aklınızı başınıza devşirin. Zira Tanrı, "SİZE KULLANASINIZ DİYE AKIL VERDİM. SİZ HİÇ AKLETMEZ MİSİNİZ" buyurmuyor mu? "Bildiğini söylemeyen dilsiz şeytandır" demiyor mu inancımız.


            Varlığını koruma ve dünya ile YARIŞ BİLİM VE TEKNOLOJİYLE  YAPILIR. Bunu SANATLA- KÜLTÜRLE SÜSLEYENLER  üstün olmanın onurunu yaşar. Kendinize sorun hele ULUSUN ONURLU YAŞAMASINA KATKINIZ NEDİR?  Katkısı olanların önünde bu ulusun saygısı  her zaman vardır. ( 9.7.2017)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder