“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

9 Temmuz 2017 Pazar

“Adalet mülkün (devletin) temelidir.”


Hz. Ömer’e izafe edilen “Adalet mülkün (devletin) temelidir.” sözü, dini kaynaklar dahil bütün kaynaklarca doğrulanmıştır. Açık deyişle “Adalet mülkün(devletin) temelidir.” sözü bir varsayım değil, gerçektir. Onun için bu konuyu  ayrıca açıklamaya gerek duymuyoruz. Yalnız bu temel benzetmesi üzerinde kısaca duracağız:

 Bir bina düşünün, temelleri sağlam olmayan bir bina. Bu binanın kolonları, kirişleri vb. bütün taşıyıcı sistemleri sağlam olsa bile bina ayakta duramaz. Peki, üstelik kolonlar da sağlam değilse, düşünün artık.

Yıllar önce gazetelerde okuduğum bir haberi de ek olarak yazayım:

Bir apartmanın giriş katında bir mağaza vardı. Mağazayı işleten, mağazanın biçimini bozduğu için kolonlardan birini kesip kaldırmış. Bu örneklerden hareketle devlet yönetimini düşünün. Akıl almaz gerekçelerle bazı kolonları kaldırabilir misiniz. Bodrum kat genişlesin diye temellerle oynayabilir misiniz.

Örneklerim bu kadar. Anlayana “sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.”

Günümüz Türkiye’sinde, böylesine uyarı yeter mi? Yetmiyor maalesef. Köşe yazarlarının, hak hukuk adalet konusunda son iki yılda yazdıkları yazıları okudum. Gerçekten dikkate alınması gerekli uyarılarda bulunmuşlar; ama yazılarının bir etkisi olmamıştır. TBMM’de de konu üzerinde duruldu yine bir etkisi olmadı...

Bütün bu vurdum duymazlıklardan sonra 2017’de, 15 Haziran’da Ankara’dan başlayıp  09 Temmuz'da İstanbul'un Maltepe’sinde biten tarihi  “adalet yürüyüşü” gerçekleştirilmiştir.  Yürüyüş 09 Temmuzda Maltepe’de yapılan “Hak- Hukuk-Adalet Mitingi” ile taçlanmıştır.

Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, yürüyüşe katılanlara sevgimiz saygımız ne olursa olsun “hak’kı teslim etmek” zorundayız ki bu eylemler yasalar çerçevesinde ve güzel olmuştur. İnşallah bu eylemler yararını gösterecektir.

Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenen bir suçtur.” yaygın sözünü duyarız. Ama nedense umursamayız. Ancak haksızlık yapılan o bir kişi biz olursak?

Demek ki, kim olursa olsun bir kişiye haksızlık yapılıyorsa herkes duyarlı davranmalıdır. İnsanlık bunu gerektirir. “Bana değmeyen yılan bin yaşasın.” demek gafletine düşmeden kimileri önerge vermeli, kimileri yazı yazmalı, kimileri kınamalı, kimileri de buğzetmeli vb... Yani herkes elinden geleni yapmalıdır.

Ben ancak buğz edebiliyor ve yazı yazabiliyorum. Ayrıca küçük çaplı bir çalışma da yapıyorum: Hukukun üstünlüğüne katkı sağlayan gazetecilerin yazılarının linklerini yazacağım. Yine “ Hak-Hukuk-Adalet Mitingi”nde yapılan konuşma ve etkinliklerin linklerini yazacağım. Bu arada daha önceleri yazmış olduğum birkaç yazıyı da bu çalışmaya ekleyeceğim. Tabii Allah (c.c) izin ederse.

Yukarıda açıkça belirttiğim gibi adalet konusu hayati önem taşıyan bir konudur. Bu konuyu sadece bugün dile getiriyor değilim. Hatırlayacağınız gibi “Çağdaş bir Türkiye için önceliğimiz: hukuk-eğitim-ekonomi-yönetim” sloganıyla HEEY adlı  bloğu açtık. HEEY MASASI / GENCAL MASASI ‘nın gereğini 10 yıldır söyleyip duruyoruz. Demek ki söylemler pek işe yaramıyor. Buna rağmen bilinçlenmeye devam edeceğiz, yine karınca kadarınca çalışıp aydınlatmaya devam edeceğiz. Daha doğrusu, insan olmamız dolayısıyla Hak’kı, hakkı  öğrenmek ve öğrendiklerimizi paylaşmak zorundayız.
Tekrar tekrar söylüyorum, yazıyorum: İnsan olmamız dolayısıyla, kime yapılırsa yapılsın haksızlığın karşısında durmak zorundayız. Şu veya bu sebeple susarsak vebal altında kalırız. 

HEEY blogumuzdaki  kayan/hareketli sözü hatırlayacağınızı umuyorum:

         “Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

         Sabahattin Gencal, 09. 07. 2017,

         Hamidiye-Çekmeköy-İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder