“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

28 Mayıs 2017 Pazar

Y a n l ı ş a y e n i p a r a l e l m i ? / Kazım Memiç

           Görünen o ki, yanlış yaşanmışlıklar yineleniyor. Son on yılda yapılan hatalar ülkemiz insanlarına, ülkemize, hatta komşularımıza onarılması güç zararlar verdi.
Bir BOP yanlışlığı ve PARALEL aymazlığı çoğuna pişmanlıklar yarattı. Hatta, eylemin içinde olanlar: 
         "  Kandırıldık ! " diyerek  halktan güven istediler.
            Halkın yarısı " Peki " dercesine yeniden kredi açtı. Oysa yapılan yanlışlıklar masal dağı  " KAF " a kılıf olurdu. Ne mi oldu son on yılda ? Bakalım bir.
            Türk Ordusu'nun beli kırıldı. Olmadık, akla hayale gelmeyecek senaryoları gerçek görenler sahiplenerek, hatta "Bu davanın savcısı benim" diyenler, kendi emri altında güçlenen Ordusunun can damarlarının koparılmasını gerçekleştirdiler. Ordunun mahremini açık ederek savunma planlarının gizliliğini kaldırdılar. Bu da yetmedi gözde askerleri, Genel Kurmay Başkanı dahil tutuklayıp, kiralanmış mahkemelerde olmadık cezaya çarptırdılar. Yıllarca yapılan ezinçlerle intihar edenler oldu. 
            Bunca yanılgılarla yapılanlar, sonunda  " PARDON YANILDIK " diyerek serbest bırakmakla giden yıllar geri gelebilir mi? Ordu'nun gücü birden güçlendirilebilir mi?
           Bakınız, bize ait Ege adalarında Yunan Ordu Yetkilileri bize bakarak KUZU ÇEVİRİYORLAR! Bu bizim zaafımız değil mi?  İçimizi sızlatan diğer olay, Lozan'la bizim topraklarımız olan SURİYE' DEKİ  CABER KALESİ 'nde Süleyman Şah'ın ANIT MEZARI bir gece başkalarının desteği ile sökülüp sınırımıza yakın bir yere taşındı. Cumhuriyet ilk kez bir toprak kaybetti.
          Yanlışlıklar komedisi " ÇÖZÜM " denen olayda sürdü. Terör örgütünün bütün yaptıklarına göz yumuldu. Kentler, kasabalar köstebek yuvasına çevrilip bombalar bağlanırken güvenlik güçlerimizin eli kolu bağlı tutuldu. Bu olguya ek olarak AKİLLER saçmalığı yurdumuz gündemini uzun süre oyaladı. Bunlar kaybedilen değerli zamanlardı. Ve sonunda büyük bir yanılgı, azan terör, canlarımızı yakan ŞEHİTLERİMİZ.  Bakış hataları günümüzde acıların yoğunluğunda sürüyor. 
           Terörle pazarlık olur mu? Bunu da , " Yanılttılar bizi " diyerek geçiştirebilir misiniz? Canlara bedel olan bu sonuca strateji diyebilir miyiz? 
            Yanılgılar bu kadar olsa, ama değil. Yargının hali belli. Şu anda sokaktaki yurttaşa sorsanız, " Yargıya güveniyorum " diyen kaş kişi bulursunuz? Kumpasların hepsini bir acayip PARALELE  bağlayınca  işin içinden çıkmak yurttaşlar arasında inandırıcı oldu mu? Hele bunun için bir anket yapılsa. Sonra hep şaşmışızdır : Tek çizgiden paralel olur mu !?
           Eğitimde Paralel dendi ve kurumlar kapatıldı. Çok doğru bir işlem. Ancak paralelin okullarına ruhsat verenler, törenlerle açılış yapanlar kimlerdi? Bunu da sorgulamak gerek. Türkiye aleyhine örgütlendikleri yıllar öncesinden bilinmesine karşın neden önlem almadınız demek hakkına sahip değil miyiz? 
           " Ne istediniz de vermedik ! " diyen siz değil misiniz?
            Neden verdiniz? Bilmiyor olamazsınız. 
            " Beraber yürüdük biz bu yollarda..." Şarkıları ayrı yollarda mıydı?
            
             Türkiye ne yazık ki yanılgılar çemberi içinde dönüp duruyor. Olaylar aklımızı başımıza devşirmeyi gerektirirken şimdi ne durumdayız?  OHAL'le toplu ihraçlarda yapılanların hepsi haklıdır, diyebilir misiniz? İnsanlar perişan. Kura ile suçlu arayamayız ki ...
           Ulus Egemenliği, "KAYITSIZ - ŞARTSIZ" milletinken, egemenlik hakkı bir kişiye bırakılırsa bunun adını ne koyacaksınız? Partili Cumhurbaşkanı nasıl tarafsız yeminle geneli TEMSİL EDECEK ?
          Eğitimde çağın gerisinde kalınca dünya ile nasıl yarış edilecek ? 
          Eğitimde, birlik sağlama yolunda yürümedikçe Ulusal  Birlik nasıl sağlanacak? Bayramları öteler, ulusal günlerde yasaklar getirirseniz ülke insanlarını aynı idealde nasıl birleştireceksiniz?
          
          Anladık. Paralelin bir çizgisi bertaraf edilmek yolunda çaba sarfediliyor. Peki diğer yarısı nerde? Neden temizlenmiyor? Birçok gazeteci hapisteyken, paralelin yıllarca savunuculuğunu yapanlar neden dışarda; ya da hiç hesap sorulmuyor?  Bunun gibi o kadar çok soru var ki !.. 
           İçte ve dışta, KENDİMİZİ SORGULAMAMIZ GEREKİR. Bir yanı düzeltiyoruz derken yeni uygulamalarda ne yapıyoruz?  Bir paralelden kurtulmak için çabalarken yeni paraleller yaratılıyor olmaktan korkuyor halk. 
Birileri, eğitimde ANAOKULU ÇOCUKLARINI kendi özlemi içine almak için uygulamalar yaptırıyor ve 6 yaşındaki çocuklara evlenme tatbikatları yaptırabiliyor! Bu ne hal? OHAL, diyemezsiniz. Zira bu insan gelişimine, akla, düşünceye aykırı. Küçücük çocukları karı-koca ilan etmek. Hangi dinin emridir dersiniz?
          Birileri çıkıyor, devleti temelden sarsacak görüntüler sergiliyor. "KELLE İSTERÜK! " diyenler serbest dolaşırken, başka bir cemaate kucak açmış olmuyor musumuz?  Birinden kurtulurken başkalarının kucağına devleti atmak yeni badirelere kucak açmak değil midir?

         Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, dengeler gözetilmiş ve ortak bir kimlik yaratma yolunda davranılmıştır.  Kimlikse, bin yıldır bu toprakları büyük ekseriyetle, yurt edinen ve canıyla, kanıyla koruyan TÜRK'LER  öne alınmış, tüm insanlar bu kimlikte birleştirilmiştir. 
         "TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ KURAN HALKA TÜRK MİLLETİ DENİR. " 
         Bu tanım gerçekçidir. Azınlıklar, Osmanlı döneminde askerlik yapmazken Türk'ler asker olarak nöbetteydi. Azınlıklar asude yaşarken devletin ağır yükünü de Türk'ler çekiyordu. Nüfusun çoğunluğu da Türk'tü. Devlete başka ne ismi koyulacaktı ki? Bu sonuca tahammül edemeyenler, ilk günden beri hır çıkarmayı bırakmadılar. Son yıllarda ise erklilerden de destek alarak yıkım faaliyetleri daha da belirgin oldu.
   
           Devletin varlığı, KURULUŞ FELSEFESİNDE açıktır. İçte ve dışta BARIŞ, bilimin öncülüğünde ulusal bir eğitim, eşit yurttaşlık hakkı ve ulusal kaynaşma. Topraklarımızın üst ve alt zenginliklerini değerlendirme, üretim ve paylaşım.  Bunun için de BAĞIMSIZ YARGI. ERKLER AYRILIĞINDA BİR OLUŞUM.
           YANLIŞTAN YANLIŞLA ÇIKILMAZ.   Karar verirken aklı öne alınız. Doğru birdir ve evrensel hukuk doğruyu tutabilmek için çabalar. Hiçbir ülke, "BENİM DOĞRULARIM FARKLIDIR", diyemez. Deme durumuna gelmişse orada yaşam köleliğe eğilim gösterir. Kişi hakları askıdadır, demokrasi devre dışıdır.
          Kurtuluş mu? 
          Aranmaya hiç gerek yok. CUMHURİYETİMİZE SIMSIKI SARILALIM.
Kuruluş ilkeleri Bağımsızlığımızın garantisidir. Ayrılırsak, bizi ayırırlar.

          Hiç kuşku yok ki bu ulus, zorlukları ezen bir yapıya sahiptir. Bunu n için de utku "DAMARINDAKİ ASİL KANDAN GELİR. " (28.5.2017)

1 yorum:

  1. İnananın Ülkemin düşürüldüğü bu durumu ,gözlerim yaşararak ve büyük bir üzüntü içinde okudum.Bu gerçekleri cesur bir şekilde dile getirdiğiniz için size minnettarim.Bu kandırılan halk inşsallah daha fazla gecikmeden uyanır da Ülkemiz bütün değerleri ile eski günlere ve çağdaş demokrasi seviyesine gelir

    YanıtlaSil