“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

11 Nisan 2017 Salı

Bıçak Sırtı




         Ülkemiz tabiri caizse sırat köprüsünden geçiyor. Köprüyü geçerken de iyi bir analiz yapmak gerekiyor.
       Önümüzde bir referandum var. Burada ya evet ya hayır diyeceğiz. Bunu söylemesi ne kadar da kolay gözüküyor. Ama bu evet ya da hayırın ağırlığı, üzerimize yüklediği yük o kadar fazla ki, kılı kırk yapmalı bu işin sonucunu çok iyi düşünmeli, kararımızı ondan sonra vermeliyiz.
          Evet diyecekler diyor ki güçlü bir Türkiye için başkanlık sistemine ihtiyaç var. Parlementer sistem bizi ağırlaştırıyor hemen karar veremiyoruz. Zaman zaman Cumhurbaşkanı ile Başbakan kavga ediyorlar ve işler yürümüyor. Halbuki başkanlık sistemi gelirse işler çok çabuk yürüyecek. Türkiye'nin önü açılacak ve milli gelirimiz kısa sürede iki katına çıkacak 22.000 dolar olacak.
       Ben de bir vatandaş olarak diyorum ki Sayın Cumhurbaşkanının isteyip de yapamadığı ne var. Yeri geliyor Başbakanı bile anında değiştirebiliyor. İstediği kanunları çıkartıyor. İstediği zaman bakanları da değiştirecek gücü var. Yargıya müdahale edebiliyor.15 Temmuz'dan sonra neredeyse hâkim ve savcıların tamamına yakını görevlerinden uzaklaştırıldı. Yine emniyet teşkilatı neredeyse tamamen değişti. Onbinlerce öğretmen görevlerinden uzaklaştırıldı. Avrupa'da bir Cumhurbaşkanı bunları yapabilir miydi acaba. Anında ortalık ayağa kalkardı herhalde.
         Yine bir vatandaş olarak soruyorum kendime. Bunlardan daha fazla yetkiyi bir insan neden ister diye. Atatürk'ün elini tersi ile ittiği ve egemenlik kayıtsız şartsız milletindir dediği yetkilere sahip olunca neler olacak acaba diye.
         Eğer bir kişi bu yetkilere sahip olursa güzel ülkemiz için iyi şeyler olmayacakmış hissine kapılıyorum. Bir kişinin neden milletin kaderine karar vermek istediğini bir türlü anlayamıyorum. Başkanlık sisteminin ardından Eyalet sisteminin geleceğini ve ülkemizin bölüneceğini, parçalanacağını düşünüyorum. Bazı etnik gruplara önce özerklik verileceği bunun arkasından bağımsızlığın geleceğini düşünüyorum. İçimi büyük bir karamsarlık kaplıyor.
      Sonra düşünmeye devam ettikçe diyorum ki herhalde baştakilerin yapmış olduğu yanlış işler çok bu yüzden ileride kendilerinden hesap sorulabilir korkuları var. Halkımızın paraları İle yaptırılan otoyollar ve köprüler ile ülkemizin gelecekteki 15-20 yılına ipotek koyulmuş buradan elde edilecek gelirler yandaşlara ve yabancı ortaklarına peşkeş çekilmiş aynı  şey şimdi de Çanakkale Köprüsünde ve yeni havaalanında gerçekleşecek onların gelirleri de yine yandaşlara ve ortaklarına gidecek. Acaba bunları mı kapatmaya çalışacaklar diye.
         Düşünmeye devam ediyorum 11.000 dolarlık kişi başı milli gelirimiz kaç kişinin eline geçiyor diye. Biraz araştırınca 80 milyonluk Türkiye'mizin sadece 20 milyonluk kısmının yani sadece dörtte birinin bu gelire sahip olduğunu diğer 60 milyon kişinin yoksulluk içinde yaşadığını görüyorum.
         Sonra Başkanlık Sistemi ile Başkanın neredeyse hesap sorulamaz hale geldiğini çünkü kendisini yargılayabilecek kişilerin ya kendisi ya da kendi partisi tarafından seçileceğini görüyorum. Yani karşımıza her şeyi yapabilecek ama hesap sorulamayacak bir Başkan çıkıyor.
          Bütün bunları alt alta ya da üst üste koyunca bu Başkanlık sisteminin bize göre olmadığını, Atatürk'ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetini yıkılma noktasına getirebileceğini düşünüyorum.
         Sonuç olarak da bu durumda ne yapılması gerekiyorsa ona karar veriyorum.
    Türkiye Cumhuriyetini kuranlar onu sonsuza kadar yaşatmak üzere kendilerinden sonra gelenlere emanet ettiler. Onlar da kendilerinden sonrakilere. Sıra bizlerde bizlerin de bizlerden sonrakilere teslim etmemiz gerektiğine inanıyorum.
       Bunun için de Pazar günü oy kullanıp vatandaşlık görevimizi yerine getirmemiz gerekiyor,
    Saygı ve sevgilerimle.


    İlhan Günay,  Emekli Tarih Öğretmeni

1 yorum:

  1. Hocam ağzına kalemine sağlık,evet diyenlerini ne güzel örnekler vfererek çürütmüşşünüz.Bu referandumun Ülke gündemine getirilmesinin nedenini ne güzel analiz etmişşiniz.Milletin bu tesbit ve doğruları görerek inşallah doğru karar verir.Saygılar sunarım.

    YanıtlaSil