“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

26 Nisan 2017 Çarşamba

Bağımsızlığın Altyapısı: Ul u s a l E g e m e n l i k/ Kazım Memiç

                   Bir topluluğun ulusallaşması uzun bir süreç ister. Belli topraklarda,  aynı dil ve düşünce birliği oluşturan, yaşamsal ortak değerler biriktiren, belli bir tarihi bütünlük yaratan, özlemleri, kıvançları ortak olan toplumlar Uluslaşırlar.
Ulusların bütünsel bir bakışı vardır. Gelenekler oluştururlar. Söylemleri, folklor değerleri başka toplumlardan ayırıcı özelliklerdir.

         Belli topraklarda yaşamayı başaran, başına buyruk olmanın yollarını da bulmaya yönelirler. Bunun İçin de başkalarından önde olmak zorundadırlar. Üstünlük kurmanın yolu bilim ve teknolojide ilerlemeden geçer. Hangi ulus, tarihi süreçte önde ise çağın da öncüsüdür. 
          Öncülük kaba kuvvetle bir noktaya kadar gider. Sürekliliği yakalamaksa eğitimle başarılır. Bunun için uluslar, ulusal gelirlerinin en büyük payını eğitime ayırırlar. Eğitim, ulusları köle olmaktan kurtarır.
           Avrupa'nın egemen ulusları ilkel Afrika'ya gittiklerinde, oraları nasıl elde ettiklerini Afrikalı  KENYATTA çarpıcı bir dille şöyle belirtir:
           "Avrupalılar bize geldiklerinde, onların ellerinde İncil'leri, bizim de topraklarımız vardı. Ellerimize tutuştukları incilden başımızı kaldırınca bir baktık ki, incil bizde TOPRAKLARIMIZ da onların ellerinde."
           Koca Afrika sömürülmeye böyle başlandı. Tüm kaynaklarına el koyulduğu gibi, halkı da köle pazarlarında satılır oldu. Batıya giden Avrupa, Amerika'ya ulaştığında (1492) yerli olan halkı kıyasıya ezdiler. Kızılderili ırkı adeta yok ettiler. Güney Amerika’ya gidenler yerlilere acımadılar. Soykırım gerçekleştirenler, teknolojinin üstünlüğünde kendilerini uygar ilan ettiler.
          
          Batı'nın bir türlü ezemediği TÜRK EGEMENLİĞİDİR. Ortaasya'dan bu yana bağımsız yaşayan, devletsiz kalmayan Türk'ler Batı'nın bütün güçleriyle saldırdıkları HAÇLI SEFERLERİNDE bile  tutsak edilemedi. Hatta 600 yıllık bir OSMANLI İMPARATORLUĞUNA baş eğmek zorunda kaldılar.
          Zamanla, bilimde öne geçen Batı, Osmanlıyı önce borçlandırdı, sonra naçar bıraktı ve " HASTA ADAM " haline getirerek SEVR DAYATMASIYLA ölümü imzalattılar. Atatürk önderliğinde Türk Halkı, dünyada ilk kez bir KURTULUŞ SAVAŞI vererek Batı'nın dayattığı SEVR'i yırtarak, BAĞIMSIZ TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni kurdu.
  
           "Egemenlik verilmez, alınır."
           "Bağımsızlık benim karakterimdir" diyen Atatürk, Cumhuriyetin 10.yılı nutkunda, onurla devleti ve milletini yücelterek, ırksal bir milliyetçilikle değil, "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran halka TÜRK MİLLETİ denir"  düşüncesini bir kavram olarak belirtir ve bu bütünsellik içinde:
           "NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE."der

         Ancak, Batı, SEVR'i unutmaz. Yüz yıl sonra, bu kez Sevr'in yerine BOP projesiyle karşımıza çıkar. Bu kez de İslam dünyasını zayıf yakaladığını düşünür ve haklıdır da. Bizler Kenyatta'nın bir benzeri durumda, aradan 1400 yıl geçmesine karşın kutsal kitabımız KUR'AN'ı hala anlamaktan çok uzağız. Halkımızın çoğunluğu " Ayet - Farz - Sünnet "nedir bunun bile  bilincinde değiller. Bir Diyanet İşleri Başkanlığımız var, din ötesi işlerle, ticaret ve siyasetle uğraşmaktan dinin öğretilmesine fırsat bulamıyor.

           BOP 'un son halkası Türkiye. Bunu "El bilir, alem bilir(!) " oldu artık.
Peki biz ne alemdeyiz. Bir bütünlük sağlama yolunda düşünce birliğimiz var mı? Bunu yakalamak isteyen siyasiler mi var, yoksa  ayrıştırmaya devam mı ediliyor?  Bunda kuşkularımız var.
          Ancak, Türk Ulusu, diğer Ortadoğu ülkelerine benzemez. Biz vatanı can biliriz. Bağımsızlığı ulusal heyecan biliriz. Bizim ruhumuzu şimdiye değin tutsak eden olmadı. Bundan sonra da olamaz. 
           ATATÜRK’ün 1927'de söylediği " GENÇLİĞE HİTABE"yi bizler unutanlar olmadık, olmayacağız. Yine ne diyordu Atatürk :
            "Bir ulusun ruhu tutsak alınmadıkça, bir Ulusun azim ve iradesi kırılmadıkça, o ulusa egemen olmanın olanağı yoktur. "
     
            Egemenlik, ulusun kenetlenmesiyle korunur. Bıçağın kemiğe dayanmasını beklemeden, sürekli uyanık ve güçlü olmanın yolları aranmalı ve mutlaka bulunmalıdır. Siyasiler, kalkınmanın yollarını ararken erki bir kişiye verme düşüncesinde yarışırlarsa, birlik sağlamak olanaklı olamaz.  Demokrasi vazgeçilmez bir yarış olmalıdır. Erkler ayrılığı olmadan da demokrasi yeşermez.
            Batı'nın hedefi, İslam Dünyasını başka bir şekilde sömürmenin yollarını bulmaktır. Devletleri küçültüp lokmalar halinde yutmaktır hedef. Büyük İsrail ABD'nin arzusudur. Türkiye'nin kurtuluşu kenetlenmemizle olacaktır. Hiçbir siyasi, kişisel dünyasını halka dayatamaz. Bunun vebali yaşamsaldır. Biz yurdumuz için can vermesini biliriz; her gün gelen şehitler de bunu kanıtlıyor. Ancak ölmek değildir hedef. Tevfik Fikret 'i dinler misiniz.
           "Vatan için ölmek de var; fakat borcun yaşamaktır."
            Erklilerin her biri şehitlerimizden sorumludur. Bu ülkenin kurucusu " MİLLETİN HAYATI TEHLİKEDE OLMADIKÇA SAVAŞ BİR CİNAYETTİR" dedikten sonra da yolu gösterir. "YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ. "


           Barışı yakalayamayan, ulus için problem üreten her kim olursa çekilmeyi de bir erdem saymalıdır. Yoksa akan kanlar erklileri boğar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder