“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

13 Aralık 2016 Salı

Türkçe'ye ihanet devlete ihanettir / Kazım Memiç

          Yabancı bir dil bilimci , Türkçe'nin yapısını şöyle över :

          " Türkçe'nin bir gramer kitabını okumak, bu dili öğrenmek niyetinde olmayanlar için bile bir zevktir. Türlü gramatikal şekillerin belirtilmesindeki ustalık, isim ve fiil çekimi sistemindeki düzenlilik, bütün dil yapısındaki saydamlık, kolayca anlaşılabilme yeteneği, insan zekasının dil aracılığıyla beliren üstün gücünü kavrayabilenlerde hayranlık uyandırır. Dilin iç ve dış yapısı billur bir arı kovanı yapısını seyrediyormuşuz gibi ortadadır.  Türk Dili seskin bir bilginler kurulunun uzun bir çalışma ve oylaşmasıyla yapılmış sayılacak düzgünlüktedir. NE VAR Kİ , HİÇBİR KURUL  BÖYLE GÜZEL BİR DİL YARATAMAZDI."(TDK Devlet dili olarak Türkçe - sy. 13- 14 )

         Yüzyıllardır DEVLET DİLİ olan ve Ortaasya'dan  Anadolu'ya kök salan güzel Türkçe'mizi kimi kıt zekalılar basite indirgeyerek yabancı dilleri öne çıkarma gayretindeler. Bunu , Dil Devrimi'nden günümüze iç sıkıntısı yapanlar var.  Yeni yazıyı kabulümüzle, " Bir gecede cehalete battık, mezar taşlarımızı okuyamaz olduk " diyenler, bilinir ki kara cahillerdi. Osmanlı'dan Cumhuriyete kalan %7 erkeklerde, binde dört de kadınlarda okur - yazarlık vardı.  Bir asker mektubu okutmak için köyden köye gidişler nedense unutuluyor. 

         Bir yazımda , "Dil çökerse devlet çöker " demiştim.  Konfüçyüs'ten beri bilinir ki dil , devlet olmanın vazgeçilmezidir. Diline egemen olamayan , onu koruyup geliştiremeyen devletler kendi sonlarını hazırlarlar.  Bu bilinci yaşayan, yaşatanlar toplumlarını saygın bir yere oturttukları gibi kültürel yönden de dünyaya uzanırlar. Bunları belirttikten sonra bizdeki uygulamaların anlam ve boyutunu düşüncenize sunmak isterim.

        1950'lerden sonra , dilde karşı devrimciler iktidarlardan da cesaret alarak, eskiye yöneldikleri bir tarafa  Türkçe'ye ihanet içindeler. Yıllardan beri sürekli belirttiğimiz  " YABANCI DİLLE EĞİTİM OLMAZ" düşüncemize inat, iktidarlar,  eğitimde yabancı dil özlemlerini öne almaya çalıştılar. Kolejlerde İngilizce, Fransızca, Almanca açmazında çocuklarımızı kültürümüzden uzaklaştırdılar. Şimdi de daha derinden Türkçeye ihanet içinde olanlar Arapça'ı ilk dil haline getirmeye çalışıyorlar.

         Din Eğitimi Genel müdürü Nazif Yılmaz'ın  kitap olarak sunumunu da yaptığı," ÖĞRENCİ MERKEZLİ ARAPÇA ÖĞRETİMİ !" İle İmam Hatiplerde  Türkçe'nin yasaklanmasını eyleme dönüştürün talimatını  öneriyor. Bir öneriden öte " Uygulayın !" Diye de uyarıyor öğretmenleri. 

         Beş - altı yaşındaki çocuklardan başlayarak eğer Arapçayı öne alırsanız ve cemaat, tarikat, şeyh, derviş mürit havasını şişirirseniz, yarınlarda ülkemizin birliğini tutamazsınız. Son on beş yılda uygulamaların sonucunu çok ağır ve acı içinde halletmeye çalışıyoruz. Yanıldık, aldatıldık sözleri devlet ciddiyeti ile bağdaşmaz. EĞİTİMDE BİRLİK sağlanmadıkça , ülkede düzen sağlamak olanaksızlaşır.  Her etnisite , ya da her cemaat kendine göre eğitim uygulayamaz. Hiçbir devlet kendini yıkma özgürlüğünü  hiçbir gruba vermez , veremez; vermemelidir.

          Cumhuriyet kurulduğunda, bir çok azınlık okulunu (ABD, İng. ,Fran. Vd.) kapatmasaydık Türkiye'de nasıl birlik sağlayabilirdik ?  Ne zaman ki " TEVHİD -İ TEDRİSAT" (Eğitimde Birlik ) yasası askıya alınır oldu, ülkemizde kaynaşmalar başladı. Ülkeler egemenliklerini başkalarıyla paylaşırlarsa , zaman içinde varlığını teslim etme noktasına varır. 

          Özellikle Ülkeler DEVLET DİLİNİ  titizlikle korurlar. Dil öğretmek başka, yabancı dille eğitim yapmak başkadır.  Bir değil , birkaç dil öğretin. Ancak eğitiminizde devlet dilini asla ihmal etmeyin.  İmam- Hatiplerde " TÜRKÇE'Yİ YASAKLAMAK" ne demektir. ? Özellikle Arapçalaşmanın bu ülkeye kazancı nedir?  Türkiye Eğitiminde çağdaş metotlarla, bilimsel bir yol izlemeli ki  bunun da yolu LAİK bir eğitimdir. Eğer bir demokrasi içinde yol alacaksak laiklikten başka bir eğitim yolu bizi karanlığa götürür.

          Türkçe'ye ihanet Türkiye  Cumhuriyetine ihanettir.

          Türkçe'ye ihanet vatansızlaşmadır.

          Türkçe'ye ihanet ulus olmayı inkar etmektir.

          Türkçe'ye ihanet devlet olma onurunu yitirmektir.

          Bir ülke nasıl olur da kendini yok etmek ister? Ya da yok etmek isteyenlere fırsat verir. Dil çökerse salt devlet çökmekle kalmaz; inanç da çöker, din çöker. Zira , inanç ancak sağlam bir algılama ile bilince alınır. Bilinci olmayanın sosyal sorumluluğu da olmadığı gibi inanç sorumluluğu da olmaz.

          Türkçe Devlet dilidir ve dünyada konuşulan yüzlerce dil arasında seçkin olmanın yanında konuşan insan potansiyeli olarak da beşinci  sıradadır.

           Yapılacak iş, dili korumak, yasaklamak isteyen gafillere de insan olmanın gereklerinin DİL ÖZELİ olduğunu hatırlatmaktır. (24.9.2016)

1 yorum:

  1. son günlerde okuduğum en güzel, benimde her tümcesine katıldığım altın, pırlanta değerinde özgün fikrler. dilimize ihanet edenler, farkındayım, satılmış, ruhlarını paraya-pula zimmetliyenlerdir. elbette bu karanlıkların içine gidişlerden erken dönülür. umut ediyorum. umutsuz yaşanmaz elbet.

    YanıtlaSil