“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

14 Kasım 2016 Pazartesi

Güven Kaynağı / Kazım Memiç

             Bugün 10 Kasım 2016, perşembe.
             Ankara , ANITKABİR'deyim yine. Akan bir sel içindeyim. Yeşillikler içinde yükselen bir Anıt. 750 dönüm içinde 24 ülkeden ve yurdumuzun yörelerinden getirilen fidanların ormanının izin verdiği Aslanlı yoldan , onurla , gururla ve güvenle Ata'ma yürüyorum . 

            Bu 10 Kasım'da özellikle yalnız geldim. Duygu dünyamı yaşamaktı isteğim. Yürüyorum , yürüyoruz. Teklik içinde öyle çokluğum ki kimseler birimizi diğerimizden ayırt edemez.  Binler, on binler, hatta çok çok binlerle yürüyorum. Birden kendimi rüyaların içinde buldum. Bilge Kaanlar, Gültekinler yanıbaşımda yürüyorlar :

           " Üstten gök çökmese, alttan yer yarılmasa , Türk ilini, Türk töresini kim bozabilir ..." derken uçan kuşlarla kanatlanıyorum Ankara semalarından tüm Anadolu'ya , Türk dünyasına. 

           Yürüyorum Alpaslan'la, Kılıcaslan'la ; bir yanımda  Mevlana -  Yunus, diğer yanımsa Hacı Bektaş, Karac'oğlan, Dadaloğlu - Köroğlu.  Hacı Bayram da yanımızda, Rifat Börekçi de.  İbni Sina'dan günümüze , Farabi'den beri algımıza iz bırakan tüm değerlerimiz birlikte yürüyoruz.

            Ne demişlerdi densizler ... " Türkleri , bırakınız Avrupa'dan, Anadolu'dan da sürüp kovalayacağız Orta Asya steplerine. Onlar devirlerini tamamladılar. Artık miras bizimdir" diyenleri  biri çıktı içimizden, önce Çanakkale'de bir iyice şapşala çevirdi, sonra da Samsun'dan başlattığı kutsalımız olan egemenlik yolculuğuyla üç yıl gibi kısa bir süreçte, yoktan var ettiği Türk ordusuyla  9 Eylül 1922'de  geldikleri yete kovaladı.

          Bu on Kasımda, Çanakkale'de aziz canını bu yurdun onuru için, bu Ulusun bağımsızlığı için veren, gençlerle, Kurtuluş Savaşı'nda bulabildiği kuru peksimetle düşmanı Sakarya'dan başlattığı, Kütahya ve Afyon'dan sürdürdüğü temizlikle on beş günde İzmir'imize ulaşanların ruhlarıyla yürüyorum. Aslanlı yola sığmıyoruz. Taşıyoruz Anıtkabir atmosferine. 

          Birlikte yürürken ürkek değilim. Birlikte yürürken korkak değilim. Hiçbirimiz korkmuyoruz olanlardan. Yere düşsem elimden tutacak milyonlar yanıbaşımda. Bana nefes olacaklarla yürümenin huzuru Anıtkabir merdivenlerinde koluma girenlerle doruk noktasına ulaşıyor.

         Mozole'yi uzaktan görünce, şu söz yayıldı salona:

         " Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır ." 

         Kısa yaşamında neler başarmıştı bu uyarıyı yapan Atam...

         34 yaşında  Ordu Komutanı olan, 38 yaşında bağımsızlığa yürüyen, 42 yaşında DEVLET KURAN ve  15 yıl içinde kurduğu devlete dünyanın saygınlığını kazandıran, yaptığı devrimlerle ortaçağ karanlığında olan bir ulusu   Birilerine kul olmaktan kurtaran TEK ADAM.

         Zaman duruyor ATATÜRK'ün huzurunda.  Elbet de insan bedenen ölür bir gün . Yaşayan , yaşattığı başarılardır. Ölmeyen, O'nun dediği gibi düşüncelerdir. " Düşünceler, cebir ve şiddetle, top ve tüfekle asla öldürülemez ."

          Ancak zayıf olanlar düşünceden korkar.  Düşünceyi hapsetmek korkunun dışa vurumudur. Yürürken Atanın huzurunda, O'nun " Doğruları söylemekten korkmayınız!" uyarısı bana, bize yaşama sorumluluğu da yükledi. Zira , yürürken bir yandan da yurt üzerinde olanlar yürüyordu benimle. O'nun kurduğu Cumhuriyeti ve onun temeli olan TBMM'yi  dışlama ve YENİ diye devletin temelini sarsma düşünceleri eyleme de döndüğünde O'nun manevi varlığı güven veriyor,  " BAĞIMSIZLIK İÇİN BİRLEŞİN. SİZE ' GENÇLİĞE HİTABE'DE OLACAKLARI DA ANLATTIM. Bağımsızlık için yeni bir kurtarıcı aramayın. MUHTAÇ OLDUĞUNUZ KUDRET DAMARLARINIZDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR" diye hatırlatıyor.
           
         Bu 10 Kasım'da duygularımı yaşamak için tek gittim Atatürk'ün huzuruna. Çevremle bütünleşirken , O'na ihanet edenlerin aymazlıklarını, cehaletlerini yok etmek için savaşmayı sürdüreceğimin de sözünü yineledim. Zira aklı başında olanlar ATATÜRK'ÜN HATIRASINA ihanet etmezler. İhanet içinde olanlar cehaletlerinden kendilerini  de bilmez durumdalar. 

          Gün olur , vatanını dahi tanımayanları uyaracak güçlü bir ışık onların beyinlerinde şimşek çakar ve yaptıkları için kendileri kendilerinden utanırlar.

         Zira bu ülkenin çimentosu, bağlayıcı gücü ATATÜRK İLKELERİDİR.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder