“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

3 Kasım 2016 Perşembe

Düşünme zamanı (3) / Alıntılar



        "Gerçek yargıçlar sadece hukuk önünde baş eğer"


Yeni Hayat gazetesinden Esat Özen'in sorularını yanıtlayan (7 Temmuz 2016) Sami Selçuk'un açıklamaları şöyle:
Bu devirde adaletin ve demokratik değerlerin savunuculuğunu yapmak ateşten gömlek giymek demek. Neden böylesi zor ama erdemli bir duruş sergilemeyi seçtiniz?
Gerçek yargıçlar sadece hukuka baş eğer ama baş verme pahasına hiçbir güce baş eğmezler.
Bende de yargıçlık mesleğim ve bilim insanı olmam sebebiyle tarafsız, objektif ve hasbi bir şekilde hukuka uygun adalet dağıtma ve bilim yapma yaşam biçimi haline geldi.
Kişilerin yaşam biçimi, dini inancıyla, dünya görüşüyle ilgili değilim. Benim işim, o kişinin davranışının salt hukuk düzgülerine, normlarına göre değerlendirilmesidir. O kişi ister cumhurbaşkanı, ister sokaktaki sade bir insan, ister Müslüman, ister Musevi, ister dinsiz olsun. Benim için fark etmez.
Ancak Stalin döneminde Rusya’da, Hitler döneminde Almanya’da insanların yaşam biçimiyle ilgilenirdi hukuk.
Stalin döneminde, emekçi suçlu olamazdı. Yahut Hitler döneminde, Yahudiler doğuştan suçluydu. Yani failin yaşam biçimi önemliydi. Fail ceza hukuku geçerliydi. Söz gelimi, Doğu Almanya Halk Cumhuriyeti Adalet Bakanı Max Fechner, 1951 yılında Yargıtay üyelerine yaptığı konuşmada, emekçi sınıfına mensup bir kimsenin eyleminin biçimsel olarak suç oluştursa bile tehlikeli ve kusurlu sayılamayacağını belirtmiştir. Bugün ise fiil ceza hukuku geçerlidir, fail ceza hukuku değil.
...

**************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder