“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

31 Ekim 2016 Pazartesi

Şaka Gibi / Kazım Memiç


         
Samsun Valilerinden  Nihat Danışman'nın  bir özlü sözler kitabı vardı öğrencilik yıllarımda. Oradan bende kalan, unutamadığım şu söz ne kadar da güncel oldu bu günlerde. Diyordu ki Vali Danışman:

         " Firavun olmasa Musa olmaz, işgal ve istila olmasa ATATÜRK çıkmazdı."

         Özellikle Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran iradeye karşı son zamanlarda akla, hayale gelmedik saçmalıklarda bulunanlar hiç mi okumazlar , ya da okuyanları dinledikten sonra kıt - Kanaat düşünemezler ? Be aklı yitikler, Osmanlılar güllük gülistanlık içinde miydi de Mustafa Kemal çıktı ve cenneti cehenneme çevirdi? Her şey, yolunda, Padişah edendiniz milleti için koruyucu ve kollayıcıydı da geldi bir Mustafa Kemal ortalığı karıştırdı, öyle mi ?

          Bu kadar kör ve bağnazlık neden? Yüce Peygamber , "Bilim Çin'de de olsa arayınız" dememiş miydi? Tanrı, insanlara, Kutsal kitabında , "Aklınızı kullanın !" demiyor mu?
          
          Başkent İstanbul'u düşünün. Çanakkale'de çelik irade karşısında bir adım atamayan işgalciler, ellerini - kollarını sallayarak  Payitahtta nasıl demirletmişlerdi savaş gemilerini. Son Padişah, İngilizlere yamanmak için nasıl da " İngiliz Muhipler Cemiyeti'ne " üye olmuştu.  İstanbul'da , Şehzadebaşı'da bulunan askerlerimizi katlederken İngilizler, Padişah ne yapıyordu?  Halide Edipler büyük mitinginde düşmanı lanetlerken neden Yunanlıların İzmir'i  işgalinde , İzmir Valisine " Zorluk çıkarmayın !.." Emri veriyordu. Mustafa Kemal'i kurtuluş için mi Samsun'a gönderdiğini sanıyorsunuz!.. İngilizlerin, Samsun havalisinde Rumlara baskı yapan Türk'leri susturmak için padişaha baskısı değil miydi asıl görevlendirme ?
           
         Okuyunuz biraz. Bizim tarihçilere inanmıyorsanız, İngiliz tarihçi LORT KİNROS'un " Bir Milletin Yeniden Doğuşu : KEMAL ATATÜRK"  eserini okuyunuz da yüzünüz kızarsın. 
         
          Cumhuriyet, İmparatorluğun küllerinden doğan Türklüğün gururu olan bir devlettir. Bunu yapan da Padişahın 1919 yılı Temmuz'unda idam kararı verdiği Mustafa Kemal ve arkadaşlarıdır. SEVR'in  kelepçesinin kırılması, Türklüğün yok edilmesine fırsat verilmemesi midir kimilerini rahatsız eden. 

          Evet, Cumhuriyetimiz bir " TÜRK DEVLETİDİR ." Bunda kafatasçılık arayanlar, köleliğe koşanlardır. Türklüğün özünde kölelik yoktur. 1099'da başlayan " Haçlı Seferleri" hala bitmedi ve daha soğumayan Avrupa sözcüsünün şu sözü akılları başa devşirdetecek niteliktedir. 

          " Anadolu , Türklere bırakılamayacak kadar önemlidir ! "

          Lozan'ı küçümseyenler kaz kafalıdır desem, kazlara haksızlık etmiş olurum. Türkiye Cumhuriyetinin özünde BAĞIMSIZLIK vardır. Egemen olmak demokrasiyle olasıdır.  Tek kişilik denemeler tarihin her döneminde insanlara yıkım ve kırım getirmiştir. Bireye bağlı İmparatorlukların mutluluk getirmediği bilindiği gibi , tek iradenin egemen olduğu devletler de yıkıma gider.

          Mustafa Kemal'in, KURTULUŞ SAVAŞI sürerken, tüm eylemlerini TBMM'ye dayandırdığını bilmez misiniz ? Bilseniz "  Kutsal İsyan'ın" anlamını da bilir olurdunuz. Siz Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş belgesi olan , Mustafa Kemal'in "NUTUK " eserini de okumadınız elbet. O zaman bu konunun cahili olmayı kabullenmek zorundasınız.

         Neymiş efendim, " Başkanlık gelmezse Türkiye bölünürmüş!.."

         ŞAKA GİBİ ! Tek irade sultanlıktır, sonu belirsiz dipsiz kuyudur.

         Bu ülkede elbet sorunlarımız vardı. Ancak, sizden önce "BÖLÜNME(!)" diye bir derdimiz de yoktu. BOP'la birlikte sorunlar yumak oldu. Beraber yürüdükleriniz sizi aldatmış! Öyle diyorsunuz. Devleti yönetenlerin aldatılma olasılığı olamaz. Bugün gelinen noktada , her gün çoklu şehitlerimize yanma durumundaysak bunun altında yanlış yönetim yatmıyor mu ? Komşuların yangınını söndürme yerine , mezhepçilikle işin içine girildiğinde gelinen nokta bu. Mutlu musunuz?  Sorunlar birken beş oldu denir ya. Şimdi o açmazlardayız.

           " Türkiye, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir." Egemenlik hakkını kurumları ile yürütür.  YASAMA- YÜRÜTME - YARGI ERKLERİ   Halkın güvencesidir. Bunun dışında bir yol aramak yıkıma, parçalanmaya götürür. 

          Türkiye ULUSAL DEVLETTİR. Bu çizgiden sapılırsa ayrışma başlar. Eğitimi ulusal, dili Türkçe'dir. Bunlardan ödün verilemez.
           
          Yeni ANAYASA'ya gerek  de yoktur. Şimdikini ödünsüz uygularsanız Türkiye kısa sürede yeniden saygınlığını kazanır. Devlet aklı kamunun ortak aklıdır.  Erkin  yetki dağılımı ve bunun denetimi sağlıklı yürütülürse sorun kalmaz.  Bu ülkenin BAŞKANLIĞA değil huzura ihtiyacı var. 

         Cumhuriyet Bayramında ülkeyi ayrıştırmaya götürenler, birlik sağlama görevinde olup da  kuşku yayanlar gün olur yeniden aldatılmış olmazlar umarım. Zira umudu kanatılan ülkeler hep acıya uyanmışlardır.

          TÜRK ULUSU ZOR ANLARI HEP UTKUYA ÇEVİRMİŞTİR.

           CUMHURİYET BAYRAMLARIMIZ EN GÜZEL ÖRNEKTİR.

(29.10.2016)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder