“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

8 Ekim 2016 Cumartesi

Çağdaş bir gezginin yol haritası / Kazım Memiç

                      
             Yeni bir yapıtı mayalanma anında okumayı öteden beri çok severim.
              
            Bu kez de öyle oldu. ADD  Genişletilmiş üyeler toplantısındayız. 2 Ekim'de Mimarlar odası Toplantı Salonundayız. Yönetim Kurulu çalışmalarını, projelerini, üyelerin görüşlerini de yansıtan bir sıra izliyor. Bu arada  Ali Çömez'le karşılaştık. Elinde, çantasında dosyasız gezmezlerdendir. Neler yaptığını sordum. Aradığım yanıt elime düştü.

          "Okursan bir kopyasını vereyim. Basılmamış olanların sonuncusu!"dedi.

          Okumaz olur muyum.  Hamur halinde, yeni maya tutmaya başladığında, el değmeden ilk okuyanı olmak bana gerçekten derin haz verir. Düşünebiliyor musunuz, henüz kimse okumamış, yazarın ağız sütü sayılacak bir ekinini yudumluyorsunuz. Hele de doyumlarla sarıyorsa sizi, zaman avuçlarınızda eriyor demektir. 

         Çömez'i ERGENEKON'dan, BALYOZ'dan tanıyorum. Hani, bitirdikleri, mabedini talan ettikleri TÜRK ORDUSUNA KURULAN KUMPASLAR var ya, işte o günlerde olanlara dayanamayanlardan. Duyarlı bir yurttaş. Sorumlu bir yurttaş ve anlamıyla bütünleşen gerçek bir aydın. İşte o günlerde tanıdım kendini. Yok öyle anladığınız anlamda yüz yüze gelmedik, tokalaşmadık. 

          Bir gün, Kültür Müdürlüğünde Mehmet Çömez'i ziyaretimde, bilgisayar yazıcısından gereğinden fazla sayfalar aktığında sordum. Nedir bunlar? 

         "Ağabeyim Ali Çömez'in yol haritaları. Yürüdükçe yazar. Biriktiriyorum. Gün olur kitaplaşır belki ..." dedi. İlgimi çekti. Birkaç sayfa kopyasını alabilir miyim, dedim. Ertesi gün geldiğimde  o güne değin yazılanların tamamını rica ettim.  İşte o gün, bu gündür izlerim kendisini. Neden mi izlerim, anlatayım.

         Ali Çömez, öncelikle duyarlı bir insan. Ülkesine  kırk yıl üstü turizme hizmet edenlerden. Bunca yıl içte ve dışta , geziler boyunca tanıklıklarını akıl süzgecinden geçirerek niçin olmazlarda yuvalandığımıza dayanamayanlardan. İlkeli, kültürüne bağlı, geleneklerini unutmayan, bizden olanlara değer verip onları kullanabilirsek dünya turizm pastasından da pay alacağımıza inananlardan.  Taklit yapılanmalarla gülünç olduğumuzu da ifade edebilenlerden. Hele de turist kafilelerini davul- zurnalı karşılamalarımızı "ti"ye alması, gerçeklere koşarken mizahın inceliklerini kullananlardan.

          Çömez, taklitlere dayanamıyor. Dildeki aymazlıklar özel ilgi alanı. Tıp terimleri, hukuk terimleri, dil öykünmelerinin ülkeye onulmaz yaralar açacağını bilenlerdendir.  Buna önlem almayanları da kıyasıya, yerel ağızları da kullanarak törpüleyenlerdendir Çömez. Kısa anlatımla, ülke güzelliklerine gölge olanlarla bağdaşıklığı yoktur Ali Çömez'in.

          Onu, yol haritası yazılarından tanıdığımı söylemiştim.

          Uzun bir yolculuktur yaptığı. Türk Ordusuna kurulan KUMPASLARI kınamak ve gündemde tutmak üzere, Ergenekon'un çıkağına, ORTAASYA'ya gider. Kazakistan'dan çıktığı uzun yaya yolculuğu kışta kıyamettte  taban teperek SİLİVRİ'de bitecektir. Özellikle tek kişilik çadırında, buz tutan zamanlarını anlatır. Anadolu' da koruyamadığımız köklü geleneklerimizin yol boyu tanıklığı onu mutlu eden nefeslenmelerdir. Ancak, Amasya'dan Ankara'ya (Atatürk'ün izlediği yoldan) yürürken 39 (otuz dokuz) kez konaklama yerlerinden kovulduğu da onurunun zedelenmiş ulusal parçalarıdır. 

          "Biz neden uzaklaştık bizden," sorusu yanıt beklemektedir. Bulmaya çalışır. Denemelerinin sonunda çıkış yolları da iğneleyicidir. Eğitimde BİZ olamadığımızdan sapkınlıkların doğal olduğu algılara yerleşir. Bu güzel yurdun  temiz nefeslerinin Ağasar yaylalarında hala yaşatıldığı gizil bir ulus gücüdür. Anasının "alzaymır" oluşunu anlatırken bile Türkçenin Çetmi boylarından gelen bozulmamış örnekleri de dilinde dolaşır ve bunlar YAŞAMIMDA İZ BIRAKAN ANLAR der.

          Ha, elimdeki henüz basılmamış kitap mı?

          " HURİYE HANIMIN REKTUMU " (Alzaymırla Bilim Arasında İrritabıl ilişki Hakkında Sürdürülebilir Denemeler)

          Kolay okunan, ilginç gözlemlerin yer aldığı okunası bir kitap olacak basılınca. Ağız sütünü ilk bana tattırdığı için "ALİ AGA"ya teşekkür ediyorum.

          Not: 
                Kazakistan'dan başladığı yaya yolculuğu Silivri'de bitmiştir. Bir zaman sonra da ORDUYA KUMPAS kurulduğu anlaşılmış ve yeniden yargılanma gerçekleşmiştir. (8.10.2016)

Kâzim MEMİÇ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder