“Batıl / yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır.” (kelâm-ı kibar)

27 Ağustos 2016 Cumartesi

heey heey ! yine de heey heey/Sabahattin Gencal

Kalem kılıçtan...


            Merhaba,


Çağdaş bir Türkiye için önceliklerimiz: hukuk-eğitim-ekonomi-yönetim… sloganı ile yayına başlayan HEEY adlı blogumuzda sizi de aramızda görmek isteriz.

Yazı yazarak, tanıdığınız başka yazarların da yazmasını sağlayarak; HEEY’i tanıtarak  katkı sağlarsanız memnun oluruz.

Hayırlı günler dileğiyle.


Sabahattin Gencal  
            (emekli öğretmen)






Goethe der ki;
Bir işi vaktinde yapmazsan eğer
Azalır taşımış olduğu değer.”

Siz de; “Bir işi vaktinde yapmazsan eğer, değeri azalması şöyle dursun hiç değeri kalmaz.” derseniz sizi kimse kınayamaz.


Türkiye’mizde, maalesef alışkanlık haline geldi; hep “arabanın tekeri kırıldıktan sonra” akıl hocaları ortalığa çıkar… Dün öyleydi, bugün de öyle. Yarınlarda böyle olmaması için hepimizin, karınca kadarınca ulusça çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmamız için katkı sağlamamız gerekir.

Ben, özel durumum dolayısıyla birçok bloğumu kapatmıştım. Ama şimdi görüyorum ki zaman köşeye çekilme zamanı değil, zaman susma zamanı değil, zaman “bana ne”deme zamanı değil. Mutlaka olumlu bir şey yapmamız gerekir. Aktif görev verseler, 74 yaşıma rağmen tereddüt etmeden kabul ederim.  Diyeceksiniz ki “öğretmen, hukukçu ve kamu yönetimi uzmanı olmanıza rağmen merkez teşkilatı için yetiştirilmenize rağmen bir görev vermediler de şimdi mi verecekler? O da doğru; ama yanılmış olabilirler… Neyse sitem etmeyerek olabileceği yazalım.
Biz ne yapabiliriz: Siz ve sizin gibi değerli okurların zamanını alabiliriz. Kafanızı karıştırabilirsek amaca ulaşırız belki. Çünkü Türkiye’mizde kafalar karışmadan  fikir üretilemiyor.

Söz sözü açtı da fikir üretimine geldi. Ne hikmetse bizde üretim yok. Hep ithalat var. O da zamanında olmuyor. Günümüz sorunlarıyla ilgili birçok yayın var, bizi coğrafyamızda silmek isteyenlerde; ama alıp okumuyoruz.

Sözü bu yazımı niçin yazdığıma getirmek istiyorum; ama bir türlü beceremiyorum. Keşke böyle girizgâh yapmadan doğrudan söyleyebilseydim:

Değerli okurlarım, öğünmek gibi kabul etmeyin lütfen beni bilen bilir. Emekli olmadan önce elimden geldiği kadar çalışmaktan geri durmadım. Emekli olduktan sonra durumumuzun kötüye gitmekte olduğunu görünce bir HEYY Masası kurmak istedim, kuramadım.
Sakalım yoktu sesimi kimseciklere duyuramadım. Şimdilerde sakalım var. İnşallah beni anlayan olur:

Önerim şu: Gelin açtığım bu HEYY Blogunu yütütelim. Beraber yürütelim.

Binbir sorunumuz var. Bence sorunların öneliği HEEY’dir. H (hukuk) E (Eğitim) E(Ekonomi) Y (Yönetim) Dikkat ederseniz aralarına artı koymadım. Hepsi aynı anda önceliklidir. Siz YEEH’de diyebilirsiniz. Bir başkası HEYE’de diyebilir. Köroğlu’nun narası HEEY HEEY aklıma geldiği için böyle yazdım. “Benden selâm olsun…”

Anlatabiliyor muyum: Bu bloga yazı göndererek katkı sağlamanızı diliyorum. Mevlana diyor ya: “Bir mum diğer mumu ateşlemekle ışığından bir şey kaybetmez.”

Şunu da ekleyeyim: Benim, çoğunuzun da bildiği gibi teknik bakımından fazla bilgim yok. Yanı size belki ulaşabilirim; ama başkalarına ulaşamam. Onun için HEYY Blogun’dan da olumlu katkı sağlamak isteyenlere bir zahmet duyuruverin.

2008’de aklıma gelen; ama bir türlü beceremediğim bu projemi inşallah hayata geçiririz. Bu anda hem kafanız karıştı, hem de yoruldunuz, onun için müsait bir zamanınızda Milliyet Bloglarında yayınladığım aşağıdaki yazıyı okursak ne demek istediğimiz biraz daha anlaşılmış olur. Yine yanlış anlaşılmaktan korkuyorum: “Ben demiştim.” Havalarına girmiyorum. Valla hiç havam yok…

            Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul


 
Her sorunun dört ayağı var. (S. Gencal)

Heey masası

Bireyi, toplumu ve insanlığı ilgilendiren tüm sorunlara duyarlı olmak ve sorunların çözümlerine, en azından fikir düzeyinde katkı sağlamak başta aydınlar olmak üzere her insan için bir görevdir. Bu görevin bilinciyle Türkiye'nin sorunları üzerinde düşündüm.  
Sorunların tespiti aşamasında, genellikle öncelikler sıralaması yapılır. Bu sıralama değişik biçimlerde yapılabilir. Ben önemlerine göre sorunları sıralamaya çalıştım. Birinci sırayı hukukeğitim,ekonomi ve yönetim sorunları aldı. Bunların kendi arasında bir sıralaması yok. Eğitimi ya da diğerlerini başa yazabilirsiniz.  

H (Hukuk), E (Eğitim), E (Ekonomi), Y (Yönetim) bana bir masanın dört ayağını çağrıştırdı. Masa nerden geldi aklıma? Sorunları masaya yatırmak derler ya, belki ondan. Masanın bütün ayakları sağlam olmalı, eşit olmalı değil mi? Sorunları masaya yatırma deyişi hangi anlamlarda kullanılıyor? Ben bu deyişe bir anlam yüklüyorum: Sorunları masaya yatırmak demek, onları HEEY ( hukuk, eğitim, ekonomi ve yönetim) boyutlarıyla ele almak demektir.  
Dünya kadar sorun var, bin bir sorun var. Sorunlar yarın da olacaktır. Sorunlar karşısında çaresiz kalmadan, umutsuzluğa düşmeden onları çözme gayreti içinde olacağız. Küçük büyük hangi sorun olursa olsun onları tek tek masaya yatıracağız. HEEY kıstasına göre inceleyip çözümler üreteceğiz.  
Bugün "beyaz masa" sözü kullanılıyor, danışma masası, danışman masası, araştırma geliştirme... vb. bir çok deyiş var. Bir deyiş de benden olsun: HEEY Masası...  
HEEY HEEY Köroğlu'nun narasını hatırlatıyor. Bolu beylerini çağrıştıranlar da çıkabilir. Bugün Bolu Beyi, Çankaya Beyi, Kızılay beyleri yok. Biz demokrasi ile yönetiliyoruz.
Açık deyişle bizde sorunları kuvvetlinin menfaatine uygun olarak çözmezler. HEEY'e göre çözerler. Ama HEEY'i kullandığımız müddetçe kafamız karışabilir, onun için HEEY masası yerine "Gencal Masası" deyişini kullanabilirsiniz.  

Eğitimci olmam dolayısıyla masanın eğitim ayağı görevini üslenebileceğimi sanıyordum. Diğer ayaklar için, en az bir hukukçu, bir yönetici ve bir eğitimci bulup, bunlarla çözüm üreten bir kuruluş meydana getirmeyi düşündüm. Ama düşünmemle kaldım; 3-4 kişiyi bir araya getirmeyi beceremedim.  
Hukuk Fakültesini de bitirdim. Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsünde mastır yaptım. Açık deyişle masanın eğitim ayağından sonra hukuk ve yönetim ayakları da tamam, diyordum. Ekonomiye gelince, "Öğretmen maaşıyla idare ettiğime göre ekonomist sayılırım." dedim. Ama öyle düşünüldüğü gibi kolay olmadığını anladım. Her hangi bir okula girmeden ekonomi konularıyla ilgilendim. Bir şey öğrenemedim. Öğrendiğim Türkiye'mizde bu konuda ters bir orantı var. Yani teorik bilgisi fazla olanlar daha güçsüz oluyorlarDiğer konularda da böyle mi acaba? Uzatmayalım ekonomik durumum iyi olmadığı için masayı kuramadım. Bir ayağı olmayan masanın diğer ayakları da işe yaramadı.  
Sözün kısası, Türkiye'mizin sorunlarının çözümünde bizzat katkıda bulunamadım, fikir düzeyinde de katkım olamadı. Eh, biz şimdi ancak dua ediyoruz.  
Danışmanlara dua ediyorum. Dünya kadar danışman var. Bunlar herhalde ehliyetlidir. Ehliyetli olmasalar devletin kasasından bir kuruş bile alamazlardı. İnceleme yapmadığım için böyle belirsiz yazıyorum. Mecliste, bakanlıklarda, belediyelerde ne kadar danışman olduğunu bilemiyorum. İstisnalara bakarak, başka türlü konuşmak da uygun olmaz... Uzatmayalım. Bütün danışmanlara duacıyım.  
Derneklerin lokal haline geldiğini de söylüyorlar. Başkalarının söylediklerini yazmak da olmaz. En iyisi bu konuları kapatalım.  
Konuyu madem kapatacaktık niye açtık?  
Bu sayfada çözüm üretmeyeceğiz. Üretmek istesek de üretemeyiz zaten. Bu sayfada hukuk, eğitim, ekonomi ile ilgili makaleler de yayınlamayacağız. Yayınlasak da faydası olmaz zaten. Ne yapacağız? Aklımıza geldiği gibi fikir yazısı yazacağız. Cümleleri yanlış kullanıyorum. Yazacağız yerine "Yazmanızı istiyorum, rica ediyorum." desem daha iyi olacak  
Ne yazarsanız yazın sonunda HEEY masasının gerekli olduğunu belirtin. 
Gencal Masasını unutamayacaksınız. Ne zamanki ayaküstü sorun çözmeye çalışan bir politikacı görürseniz beni hatırlayacaksınız. Ne zamanki sorunları etraflı tartışmadan çözüm üretmeye kalkanları görürseniz beni hatırlayacaksınız.  
Hatırlanmak güzel; ama yetmez. En iyisi bu sayfada siz de görev alın. İnsanlara faydalı olmak niyetiyle yazalım. Aklınızdan o kadar şey geçiyor ki birini bile yazarsanız mutlaka gönderin.  
Yazmak bizden, okuyup değerlendirmek okuyuculardan.  
***  
Not: Bu çağrımızı Sabahattin Gencal Web Sitesinde 2008 sonlarında yayınlamıştım. Yayınlamakla kaldım. Çok geçmedi siteyi kapattım. 2010’da başka bir blogda konuyu açtım. Açmamla kapamam bir oldu. Kimsecikler ilgi göstermedi, yazmadı ya da yazamadı.  
H E E Y Masası tekrar gündeme getiriyorum.  
Umarım HEEY ( Gencal) masası için bir fikriniz olur. En azından bir yorumunuz olur. Ama yazmazsanız, yazamazsanız da sizleri kınamam. Çünkü herkesin çoluk çocuğu var, ekmek parası kazanma endişesi var.  
Bu önerimiz üzerine tekrar tekrar duracağız. Tek çözüm bu demiyorum; ama çözüm üretmede Gencal Masasından yararlanılacağını umuyorum.  
Gayret bizden takdir Allahtan.  

Sabahattin Gencal, Başiskele, 08. 04. 2011  
******************************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder